arşiv

‘Sağlık Bilgileri’ kategorisi için arşiv

Evde Spor Yapmak

Cuma, 03 Eyl 2010

Fitness salonlarına gitmeden, evinizde de egzersiz yapmanız mümkün. İşte herhangi bir spor aleti olmadan evde uygulayabileceğiniz egzersiz programı: En iyi egzersiz: Streching Polat Renaissance Hotel in Sağlık Kulübü Müdürü Oğuzhan Dinç, evde yapılacak en güzel egzersizin stretching olduğunu belirtiyor. Streching ile ısınarak, hem tüm vücudunuzu rahatlatabilir, hem de spora hazır hale getirebilirsiniz. Şimdi bu hareketlere bir göz atalım: İlk önce, başınızı öne eğerek yavaşça sağa, sonra da sola doğru çevirin. Bu esnada dairesel bir hareket yapmamaya dikkat edin. Çünkü bu şekilde boyun omurlarının zarar görmesine neden olabilirsiniz. Sonra hareketi solda sağa doğru tekrar edin. Bu hareketi yaklaşık 50 kere tekrar edebilirsiniz. Sonra başınızı arkaya doğru eğerek yukarı bakın ve hareketi sağdan sola doğru tekrar edin. Daha sonra tam tersini yapın.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 6, bugün ise 6 kez görüntülenmiş

admin Sağlık Bilgileri, Spor , , , ,

Evde hayvan beslemek

Perşembe, 02 Eyl 2010

Evinde hayvan beslenen çocukların bağışıklık sistemi daha güçlü, ancak yine de dikkatli olmak gerekli.

İngiltere’de yapılan bir araştırma, evlerinde hayvan beslenen çocukların bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğunu ve hastalık nedeniyle okula gitmeme oranlarının düşük çıktığını ortaya koydu.

Evde hayvan beslemenin en çok faydasının görüldüğü yaşların 5 ila 8 arası olduğunu da belirten uzmanlar, “ancak bütün yaşlardaki çocukların bunun büyük faydasını gördüğü ve hastalık nedeniyle devamsızlık yapmaktan kurtulduğu görülüyor” dedi.

Warwick Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya başkanlık eden Dr. June McNicholas, evinde hayvan beslenen çocukların beslenmeyenlere oranla her öğrenim yılında okula ortalama 18 gün daha fazla gidebildiğinin tespit edildiğini bildirdi.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 10, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

admin Sağlık Bilgileri , , , ,

Ses kısıklığının nedenleri nelerdir

Salı, 31 Ağu 2010

Sesi oluşturan mekanizma aslında oldukça basittir. Ses telleri denilen kas sistemi, kıkırdaklar ve sinirlerle uyarılarak açılır ve kapanır. Açıldıkları zaman nefes alırız. Kapandıkları zaman ise aşağıdan, yani akciğerlerden gelen hava, iki ses telinin arasından geçerken bir vibrasyon oluşturur. Bu da sesin oluşmasını sağlar.

Boğazımızdaki yani burnumuzun arkasındaki geniz boşluğumuz ve ağız boşluğumuz bunun rezonansını verirken, dilimiz de karakterini verir. Sesin ana mekanizması olan ses tellerinde oluşabilecek herhangi bir oluşum, hastalık ya da problem ses kısıklığına yol açabilir.
Üst solunum yolu enfeksiyonları:
Ses kısıklığının en sık görülen nedeninin üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, bu gibi durumlarda sesin birkaç gün kadar hiç çıkmayabildiğini söylüyor:
“Üst solunum enfeksiyonu yaşayan örneğin sinüziti olan bir kişi, ses tellerine doğru akıntısı olduğu için öksürmek zorunda kalır. Öksürük travması, seste daha çabuk yorulmayı getirdiği için ses kısıklığı yaratan başlıca sebeplerden biri.”

devamını oku…

Bu yazı toplamda 13, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Sağlık Bilgileri , , , , , , , , , , , ,

Böğürtlenin Faydaları – Böğürtlendeki ellagic asit kanseri önlüyor

Pazartesi, 16 Ağu 2010

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, yapılan araştırmaların böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Böğürtlende bol miktarda bulunan ‘ellagic asit’in kanserin başlangıcını engellediğini belirten Prof. Dr. Karadeniz, “Böğürtlen ayrıca vücudun çeşitli yerlerinde meydana gelen şişliklere, ağrılara, yüksek tansiyona, şekere, göğüs ve solunum yolu hastalıklarına da iyi gelir. Böğürtlen yaralara sürülürse yaranın iyileşmesini hızlandırır. Kabızlığa iyi gelir. Tok tuttuğu için diyet listesinde yer alabilir. Yaprakları kaynatılıp içilirse diş ve diş etlerine, kökleri kaynatılıp içilirse de böbreklerdeki taşların düşmesine yardımcı olacaktır.” dedi.

Bu yazı toplamda 9, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , ,

Geçici Dövmelerin Zararları

Cumartesi, 14 Ağu 2010

Gençler ve çocuklar arasında giderek yaygınlaşan geçici dövmeler, kalıcı dövmelere nazaran zararsız gibi algılanıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Behçet Özsayın, bu algının yanlış olduğunu belirterek geçici dövme yaptıranları uyardı; cilde yapıştırarak uygulanan dövmelerdeki kimyasallar deriye hasar verdiği gibi iç organlara da zararı var.

Yaz tatilinde yaptırılan geçici dövmelerin cilt ve iç organlara büyük hasar verdiği belirtildi. Dermatoloji Uzmanı Dr. Behçet Özsayın, dövmelerin çağın modası haline geldiğini, özellikle gençler ve çocuklar arasında yaz dövmelerinin hayli popüler olduğunu söyledi. Son yıllarda yetişkin ve gençlerin genelde kalıcı dövme yerine geçici dövmeleri tercih ettiklerini, çocukların ise çerez gibi gıdalardan çıkan ve cilde yapıştırılarak uygulanan dövmelere kolayca ulaşabildiğini ifade eden Özsayın, bütün dövmelerin hammaddesinde kimyasal karışımların mevcut olduğunu kaydetti. Bu kimyasalların cilde büyük zarar verdiğini ifade eden Özsayın, “Dövmeler uygulandıkları bölgedeki derinin yüzeyini tamamen kaplarlar. Deri hava alamaz duruma gelir, gözenekler tıkanır. Bu da deride alerjik reaksiyonlar ve tahrişe sebep olur.” dedi. Özsayın bazen tedavisi çok zor deri zedelenmeleri meydana gelebileceğini ifade ederek, “Alerjik bünyeye sahip olan insanlarda dövme sadece uygulanan bölgede ve tüm vücutta alerjiye sebep olabilir.” diye konuştu.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , , , , ,

Teflon tavadaki tehlike

Cuma, 13 Ağu 2010

Tiroidoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, yapışmayan tavalarda pişirilen yiyeceklerin tiroidi bozabileceği uyarısında bulundu.

Aktolun, son aylarda İngiltere’de yapılan bir araştırmada, yapışmayan tavalardan yiyeceklere PFOA ve PFOS isimli 2 ayrı kimyasal maddenin yüksek miktarda geçtiği ve tiroit hastalarında bu maddelerin daha yüksek olduğunun saptandığını belirtti. Aktolun, PFOA ve PFOS isimli maddelerin doğrudan olarak tiroit üzerine mi etki ettiği, yoksa önce bağışıklık sistemini bozarak ortaya çıkan tiroit antikorlarının mı tiroide zarar verdiğinin henüz belli olmadığını kaydetti.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 24, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , , , ,

Tüp bebek tedavisiyle ilgili bildikleriniz Doğru mu

Perşembe, 12 Ağu 2010

Tüp bebek tedavisinde istenilen sonuçlara ulaşmak için çiftlerin beklentilerinde gerçekçi olması gerekiyor.

Bunu sağlamanın yolu da hekimlerin hastalarını doğru bir şekilde bilgilendirmesinden geçiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Aydın Arıcı, tüp bebek tedavisi konusunda halk arasında doğru olduğu düşünülen yanlışlara dikkat çekti.

Kısırlık doğuştan gelen bir özelliktir ve değiştirilemez. Kısırlığın sebepleri arasında kromozomal sorunlara bağlı, sperm veya yumurta oluşumunda ortaya çıkabilecek bazı sorunların doğuştan gelebilir.

Tedaviye sadece ileri yaşlarda gerek duyuluyor. Erkekte sperm sayısının düşük olması ya da hiç olmaması gibi sorunlar, doğuştan gelebilir. İleri yaşlar beklenmeden genç yaşta da tüp bebek tedavisi uygulanabiliyor.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 19, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , ,

Hamilelikte çok kahve içmek bebeğin doğum kilosunu düşürüyor

Çarşamba, 11 Ağu 2010

Çay, kahve içmek ülkemizde pek çok kişi için büyük bir keyif; kimileri içinse vazgeçilmez bir alışkanlık.

Zinde kalmak, enerjiyi yüksek tutmak ya da sadece hoş bir sohbete eşlik etmek için hemen her gün içtiğimiz kahve ve çayın, içerdiği kafein nedeniyle bir o kadar ciddi zararları olduğunu da unutmamak gerekiyor. Özellikle gebelik sürecinde alınan aşırı kafeinin, bebeğinizin sağlığı açısından geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğurabileceğini hiç düşündünüz mü? Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı; kafeinin, gebelik sürecini olumsuz etkilediğini söyledi. Kafein, doğada en az 63 bitkinin tohumlarında ve yapraklarında bulunan bir madde. Kafeinin içeceklerle alındığında hızla vücuda geçip plasenta aracılığı ile bebeğe ulaştığını belirten Prof. Dr. Sedat Kadanalı, “Vücuda 200 mg kafein alındığında bebeğe kan gönderen plasentanın içindeki akım yüzde 25 azalmakta ve kafein de bebeğe geçmektedir. Anne adaylarının göz ardı etmemesi gereken tehlike de burada başlamaktadır.” dedi. Uzun süre kafein alan anne adaylarının bebeklerinde, gelişme geriliği görülüyor. Kadanalı, “Günde 200 mg kafein alındığında bebek kilosundaki azalma 60-70 gr olmaktadır.” dedi.

Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , , ,

ilkyardımda yapılan yanlışlar

Salı, 10 Ağu 2010

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Can Kurtarma Birimi Müdürü Dr. Tuncay Bulut, bilinçsizce yapılan ilkyardımların kazalarda sakat kalma ve ölümleri artırdığını söyledi. Birçok konunun da yanlış bilindiğini ifade eden Bulut, doğru bilinen yanlışları anlattı.

Doğru bilinen yanlış birtakım ilkyardım uygulamaları, kazazedeye yarardan çok zarar verebiliyor. Zehirlenen bir kişiyi kusturma, kanayan yaraya kül dökme, bayılana soğan koklatma, boğulan kişinin sırtına vurma gibi müdahaleler kazazedenin sakat kalmasına, hatta hayatını kaybetmesine sebep oluyor. İlkyardım, yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Can Kurtarma Birimi Müdürü Dr. Tuncay Bulut, basit ve etkili bir yardım ile kazazedenin hayatının kurtulabileceğini söylüyor. Bulut, “Toplum olarak yardım etmeyi severiz; ancak kazalardaki sakat kalmalar ve ölümlerin büyük bir bölümü, bilinçsizce yapılan ilkyardım müdahalelerinden kaynaklanıyor. İlkyardımda en önemli kural zarar vermemektir. Kaza durumunda her şeyden önce ambulansa haber verilmeli.” diyor.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , , ,

Alkolizm Nedir – Alkolün Zararları Nelerdir

Salı, 10 Ağu 2010

Araştırma konusu olarak bu konuyu seçmemdeki amaç insanların saglıgını yetirence düşünmemesi ve saglıga zararlı olan maddeleri bagımlılık halline getirmeleri ve bunu psikolojik olarak devem ettirmeleridir.

1. ALKOLİZM NEDİR?
Alkolizm çoğunlukla genetik yoldan geçen, biyokimyasal bir bozukluktur. Ancak, yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak geliştirilen alkol bağımlılığı da yoğunlukla görülmektedir. Bunların yanı sıra psikolojik ve sosyal baskılar hastalığı etkinleştirici sebeplerdir. İleri dönemlerde hastalık, vücudun tüm sistemlerine en çok da kardiovaskular sisteme, sinir sistemine ve karaciğere zarar verir. Ne yazık ki, bu üç bölgedeki tahribat ölümcül sonuçlar doğurur.

1.2 Alkolizmin Tanımı ve Sebepleri
Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü içecek almasıyla oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanısıra sosyal ve ekonomik açıdan da felaketler doğurur. Alkolizm hastalığının en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol alarak bunun sonucunda da davranış değişikliği göstermesidir. Sonunda kişi kendisine hakim olamayacak kadar bağımlı hale gelir ve kendini kaybetmeye başlar. Kişi artık alkolsüz yaşayamayacak hale gelmiştir.

devamını oku…

Bu yazı toplamda 27, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

A List Sites