arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘resim’

Mozaik nedir – Mozaik Hakkında Bilgi

Cumartesi, 04 Eyl 2010

Mozaik, yan yana yerleştirilmiş veya yapıştırılmış küçük, muhtelif renklerde cam veya taş parçalarının bütünlendiği bir resim,bir tasvirdir.
Güvenilir kaynaklara göre,Akdeniz çevresindeki halklar tarafından icat edilmiş bir sanat koludur ve M. Ö. 300 ile 31 yılları arasındaki dönemde gelişip yaygınlaşmıştır. Roma devrinde, ya da Hıristiyanlığın ilk beş yüz yılında, mozaik sanatı gerçek anlamıyla değer taşıyan bir güzellik ve çeşitlilik kazanmıştı.

Suriye’den İspanya’ya, Afrika’dan İngiltere’ye kadar her bölgede yaygınlaşmıştı. Bütün dünyanın hayran kaldığı en değerli mozaik çalışmaları, Roma, Ravenna ve Selanik’teki kutsal yapıların duvarlarında ve tavanlarındadır.Hıristiyanlık öncesi devir mozaikleri,daha ziyade yer zeminindeki kaplamalar niteliğindeydi.

Bu yazı toplamda 21, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , ,

Yapıştırıcı nasıl yapıştırır?

Cumartesi, 04 Eyl 2010

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Tabiatta evini yapan arı, kayalara ve gemilerin su altındaki kesimlerine tutunan midye gibi çok iyi yapıştırıcı üreten canlıların sayısı az değildir.Yapıştırıcıların hikayesi tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Mağara duvarlarına resim benzeri şekiller yapan atalarımız bunları duvarlara yumurta akı, kurumuş kan ve su bitkilerinin özleriyle sabitliyorlardı.

Sonraları, milattan önce 3 500 yıllarından başlayarak eski Mısırlılar ve Sümerler hayvan derilerini ve kemiklerini kaynatarak daha sağlam yapıştırıcılar yapmayı öğrendiler. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yapıyorlar. 250 temel maddeden binin çok üstünde özel türler üretiyorlar.

Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olmaları gerekmektedir.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , ,

Kalp sembolü anlamı nedir – Kalp Sembolü nasıl ortaya çıktı

Cumartesi, 28 Ağu 2010

İlk insanlar kalbin, duyguların merkezi olduğuna ve ruhun burada oturduğuna inanıyorlardı. Heyecanlandıklarında, korktuklarında, karşı cinse ilgi duyduklarında kalbin gümbür gümbür atması, kalbe alınan bir yaranın hemen ölüme sebep olması bu inancı güçlendiriyordu.

Eski Mısır’da kalbin dolaşım sistemi içindeki yeri biliniyordu ama kalbin aynı zamanda hafıza, akıl ve idrak yeteneklerinin de merkezi olduğu sanılıyordu. Kalp ve duygular arasındaki bu ilişkiye olan inanç tarih boyunca devam etti.

Kutsal kitaplar bile ‘Tanrı’yı bütün kalbinizle ve ruhunuzla sevin’ derken sevgiyi, ruh ve kalple özdeşleştiriyorlardı. Günümüzde tüm duyu merkezlerinin beyinde toplandığı bilinmesine rağmen insanlar sevgiden bahsederlerken ellerini başlarına değil kalplerine götürürler.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 14, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , ,

Eklem Nedir – Kaç Çeşit Eklem Vardır

Perşembe, 22 Tem 2010

Kaç Çeşit Eklem Vardır – Eklemler Hakkında Bilgiler
Eklemler

Kemiklerin bağlanma yerleri olan eklemler üç grupta toplanır.

a. Oynamaz Eklemler : Kafatası, kalça kemiği, leğen kemiği gibi iskeletin hareket etmeyen kısımlarındaki kemiklerde görülür. Eklemleşen kemikler çok sıkı bir şekilde birbirlerine testere dişi gibi girinti ve çıkıntılarla bağlanmışlardır. Eklem kapsülü ve sıvısı yoktur.

b. Yarı Oynar Eklemler : Omurlar arasında ve göğüs kafesinde görülen eklemlerdir. Omurlar arasındaki kıkırdak diskler esneklik sağlanmasında yardımcı olur.

c. Oynar Eklemler : Vücudun hareket işlevini üstlenmiş kemiklerde görülen, tam hareketli eklemler olup kol ve bacak kemiklerinde görülür. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları bağ dokusundan meydana gelmiş ortak bir kapsül ile çevrilidir. Eklem kapsülünün iç yüzeyi ince bir zar ile örtülüdür.

Bir Oynar Eklemin Yapısı

Bu yapı yumurta akına benzeyen bir salgı meydana getirir. Eklem boşluğunda toplanan bu sıvı (= eklem sıvısı) eklem uçlarının kayganlığını sağlar. Eklem kemiklerinin baş kısmında bulunan kıkırdak tabakaları hareket sırasında kemiğin başlarının birbirine değerek aşınmasını önler. Eklem bölgesinde bir kemikten diğerine uzanan bağ dokusundan meydana gelmiş eklem bağı bulunur. Bütün bu yapılar ekleme sağlamlık ve hareket kolaylığı sağlar.

Bu yazı toplamda 19, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar, Sağlık Bilgileri , , , , , , , , , ,

Poliptik Nedir – Poliptik Ne işe yarar

Çarşamba, 07 Tem 2010

Poliptik, dört ya da daha fazla parçadan oluşan ve genellikle bir arada duvara asılan çoklu panel tablolarının genel adıdır. Genellikle pano biçiminde olan bu tablolarda ortada olan ana tablo asıl konuyu anlatır. Yan ve kanat kısımlarda bulunan ve daha küçük olan resimlerse genellikle ana konuyu destekler niteliktedirler.

Bunların ikili olanları “diptik”, üçlü olanı “triptik” olarak adlandırılır. Daha fazla panel varsa, panelin sayısına göre adlandırma değişir: tetraptik (4 parça), pentaptik (5 parça), hexaptik, heptaptik  ve octaptik  gibi. Panolar birbirine genelde menteşe ile tutturulur.

Poliptikler özellikle erken dönem Rönesans sanatçıları arasında bir hayli yaygındı. Çoğunlukla kilise ve katedrallerin altarları için tasalanmışlardır. Japonya’da Edo periyodu boyunca ukiyo-e olarak adlandırılan baskıcılar tarafından da kullanıldı.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 31, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Çin Devlet Tarihi

Cumartesi, 26 Haz 2010

Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.

M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.

M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin’in feodal devleti üç devlete bölündü.

M.Ö. 221-206 aralarında Tsin’in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.

M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 42, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Baskı Sanatının Tarihi

Perşembe, 10 Haz 2010

Baskı kelime ve resimlerin mekanik olarak mürekkep kullanarak çoğaltılmasıdır. Baskı genellikle az miktarda kopya yerine çok miktarda çoğaltma şeklidir.
Baskı tekniğinin ilk doğuşunun Çin ve Kore olduğu sanılmaktaydı. Ancak baskının 1450 civarında Almanya’da, Mainz’da Johann Gutenberg ile başladığı kabul edilir. Tekniğin doğuşu ile kitap daha ucuza imâl edilmiştir ve daha yaygın olmuştur.

İnsanlık kültürünün tarihi yazının icadı ile başlar. Çünkü yazı tarih belgelenmiştir. İlk yazı ise köy ve kentlerin kurulması ile Mezopotamya ve eski Mısır’da doğmuştur. Taş çağı mağara resimleri ile yazının icadı arasında uzun bir çağ vardır. Bu yüzden ilk yazı resimlerin devamı değildir.
M.Ö. 3000 yıllarında ilk harfi alfabenin bulunması ile görsel yazılı iletişim sorununun çözülmesinden en büyük aşama olmuştur. Böylece insanlık tarihinin ve her türlü bilgi ve ifade biçimi aslının aynısı olarak yazılması ve bu bilgileri sanat eserleri baskıdan yararlanarak, çoğaltma işlemi sayesinde olmuştur.

Görsel sanatların başlangıcı M.Ö. 10.000 yıllarında yapıldığı tahmin edilen Mağara duvarlarındaki resimlere dayanır. Bunların en ünlüleri İspanya’da Altamira Mağaralarındaki duvar resimleridir. En eski devir diye adlandırılan paleolitik kültürde insanlar, yaşamlarını anıları anlatmada kullandıkları teknik sert, keskin aletlerle düşüncelerin kayalara oyarak, oluşturmaktadır “çoğu av sahnesi olan bu resimler ilk çizilmiş eser olarak kabul edilir.” Aynı zamanda grafik-resim sanatının başlangıcı sayılır.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 49, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sanatın Tarihi – Sanatın Doğuşu

Pazar, 06 Haz 2010

Bugün için, sanatın ortaya çıkışına tam ve kesin bir cevap verebilecek durumda değiliz. İlk insandan günümüze kadar geçen zaman içinde insanoğlu, çeşitli amaçlarla maddeye biçim vermiş, maddeye hükmetmeye çalışmıştır. Bütün bu faaliyetler içerisinde, sanatın başlangıç noktasını kestirmek oldukça zordur. Sanatın başlangıcı sorununu aydınlatmak üzere, pek çok yazar, kitaplarının giriş bölümlerinde uzun sayfalar ayırmaktadırlar. Bütün bu çabalara rağmen, bu konunun pek az aydınlatılabildiğini söyleyebiliriz.
Sanatın başlangıcı olarak kabul edilen örnekleri “ilkel sanat” başlığı altında toplamak, alışkanlık halini almıştır. “İlkel sanat” terimi, ilk bakışta ve çabucak bazı şeyleri çağrıştırmakla birlikte; geniş anlamda kullanılan ” ilkel” kelimesinin kapsamından dolayı, bazı anlam kaymalarına da yol açmaktadır. Bu yanlış anlamalara fırsat vermemek için, bizi ilgilendiren ” ilkel sanat “, tarihî kronolojinin başlangıcında yer alan ilkel sanattır.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 55, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bizans İmparatorluğu

Salı, 18 May 2010

Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu’nun 395′te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Merkezi Konstantinopolis (bugünkü İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise, bin yılı aşkın süre varlığını sürdürdü. Bizans’ın ortaya çıkışı, Roma İmparatoru I. Constantinus’un başkenti, Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir.

Roma İmparatoru I. Constantinus (Büyük Konstantin), 330′da imparatorluğun başkentini eski Yunan kenti Byzantion’a (Bizans) taşıdı ve yeni başkente, Constantinus’un kenti anlamına gelen Konstantinopolis (Constantinopolis) adını verdi. Constantinus, Roma’dan senatörler ve yüksek memurlar getirterek Konstantinopolis’te yeni bir yönetim oluşturdu ve kenti yeniden imar etti. Roma çoktanrılı olmasına karşın, Konstantinopolis’i bir Hıristiyan kenti yaptı ve kendisi de bu dini benimsedi.

Bizans’ın yöneticileri kendilerini Roma İmparatorluğu’nun gerçek mirasçıları olarak kabul ettiler ancak öte yandan Roma ile ilişkilerini de sürdürdüler. Roma İmparatorluğu’nun batı kesimi küçük devletlere ayrılıp parçalanırken, Bizans İmparatorluğu bütünlüğünü korumayı başardı. Batıdan bağımsız olarak Doğu Akdeniz’de egemen olan Bizans İmparatorluğu, Yunan ve Roma uygarlıklarının son merkezi oldu.
devamını oku…

Bu yazı toplamda 100, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cam nasıl yapılır

Pazar, 16 May 2010

Cam günümüz modern çevresinin önemli bir parçasıdır. Basit bir su bardağından sofistike bir teknik donanım malzemesine kadar kullanım alanı geniştir. Camın kullanımı günlük hayatımızın o kadar büyük bir alanını kaplamaktadır ki etrafımızdaki doğal çevreden daha fazla onun farkına varırız. Ancak aslında cam doğal olmaktan çok öte, hatta tam tersine yapay bir malzemedir.

Cam dokunulduğunda sert ve katı bir malzemedir. Gevreksi bir yapısı vardır, sert bir yüzeyle aniden karşılaştığında kırılmaya meyillidir. Buna rağmen kimya terminolojisinde sıvı olarak tanımlanmaktadır. Yani sıvıları taşımak için tasarlanmış vazoların çoğu aslında sıvının kendi formudur. Cam sertleşmek için soğutulduğunda bu temel nitelikleri taşımaktadır ancak, ısıtıldığında nitelikleri tamamen değişir. Süneklik derecesine kadar yumuşamaya başlar ve eğer yeterli derecede ısıtılırsa su gibi akıcı olur.

Erken Dönem Cam Sanatı

devamını oku…

Bu yazı toplamda 63, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

admin Dökümanlar , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

A List Sites